Karın ağrısı bir belirti mi yoksa bir rahatsızlık mı?
Karın ağrısı bir belirtidir. Karın ağrısı diye bir hastalık yoktur, ancak birçok hastalığın veya patolojik durumun belirtisi olabilir. Ateş, kusma kaka yapamama, rektal kanama, karın içinde kitle gibi karın ağrısı da çeşitli hastalıkların belirtilerinden biridir. Karın ağrısı, çocuğun cerrahi hastalıklarının belirtileri arasında en önemlilerindendir.
Çocuklarda karın ağrısına yol açan etkenler nelerdir? Organik kökenli ve işlevsel kökenli karın ağrıları hakkında neler söylenebilir?
Çocukta karın ağrısı her sebepten olabilir. illede cerrahi olması şart değildir. Ama neden cerrahi ise bu acil bir durumdur ve hemen tedavi edilmezse çok ciddi olaylara neden olabileceği için önemlidir.
Akut karın ağrıları ve kronik karın ağrıları hakkında neler söylenebilir?
Akut karın ağrısı yani ani başlayan karın ağrısı daha çok cerrahi bir nedene bağlı olan bir karın ağrısıdır. Bunun dışında bazı kronik ağrılar vardır ki günlerce, aylarca hatta senelerce devam eder. Bunlara da kronik karın ağrıları denmektedir. Bu ağrılar daha çok cerrahi olmayan nedenlere bağlıdır. Çocuklarda çok sık rastlanan ve kronik ağrı olarak düşünebileceğimiz ağrıları şu şekilde özetleyebiliriz:
Sindirim sistemi ile ilgili olan kronik ağrılar en önemli olanlarıdır. Mide ile ilgili olan gastrit, ülser gibi durumlar çocoklarda da olabilir. Bunlar çocuk cerrahının yanında, özellikle gastroenteroloğunu çok ilgilendiren bir durumdur.örneğin midenin içinde üreyen bazı mikroorganizmalar bundan sorumlu olabiliyor ve tedavi tedavi edilmedikçe karın ağrısı başta olmak üzere gastrointestinal sistem şikayetleri devam ediyor. Bu hastalarda cerrahi cerrahi birşey düşünülmüyorsa çocuk gastroenteroloğuyla temasa geçilip endoskopi yapılarak midesinde ülser var mı yok mu ona bakılmalıdır. Biyopsi alınması gerekebilir. Helikobacter pylori denilen bu mikroorganizmanın olup olmadığı incelenir; eğer varsa ona göre medikal tedaviye geçilmelidir.
Gastroenterit durumunda ishal ve kusma yanında karın ağrısı şikayetleri olabilir. Bu durumun tam aksi konstipasyon denen kaka yapma zorluğu ve kaka yapamama problemleri, bağırsakların iyi çalışmaması, kabızlık durumlarında da uzun süren karın ağrıları olabilmektedir. Habitüel kabızlık denen bu durum, yanlış beslenme iyi tuvalet eğitimi alamama nedeniyle oluşmaktadır. Bu çocuklarda rahat kaka yapamamaya bağlı olarak karın ağrıları görülebilmektedir.
Bağırsağın çeşitli enflamatuvar hastalıklarında da, ülseratif kolit ve Chron gibi kronik hastalıklarda da karın ağrıları olabilmektedir. Çeşitli nedenlerle solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda da karın ağrıları olabilmektedir. Ağır bir pnömoni tablosundan hafif bir üst solunum yolu infeksiyonuna kadar her türlü solunum problemi çocuklarda karın ağrısı olarak belirti verebilir.
İdrar yolu enfeksiyonları da ciddi karın ağrıları yapabilir. Üriner sistemde herhangi bir tıkanma, nefrit veya basit bir alt üriner sistem enfeksiyonu da karınağrısı bulgusu ile kendini gösterebilir. Tekrarlayan idrar yolu infeksiyonlarında sünnet derisinin çıkarılması yani sünnet ameliyatı tavsiye edilir.
Hiçbir hastalık bulgusu olmayan çocuklarda da akut veya kronik karın ağrısı olabilmektedir. Örneğin; çocuğun o gün hoşlanmadığı bir matematik dersi varsa, jimnastik dersi varsa, evde annesi babası birşeye kızmışşa karın ağrısı olabilir. Bunlara psikolojik ve okul karın ağrıları denilmektedir. Bu gibi durumlar çok sık görülmektedir. Karın ağrısının bir belirti olarak kendisini gösterdiği bu hastalıklarda sadece karın ağrıları değil bulantı, kusma, ateş, kanama gibi başka belirtiler de olabilmektedir. Karın ağrısı yakınmasıyla bir çocuk doktora gelmişse, sadece karın ağrısı değil diğer bulgularla beraber hasta değerlendirilmeli ve altında cerrahi bir sebep yatıyor olabilir diye de bu hastalar için çocuk cerrahı tarafından da değerlendirilmesi gerekir.
Çocuklarda Apandisit
Halk arasında şöyle bir yanılgı vardır; çocuklarda apandisit olur mu? Aslında çocuklarda apandisit daha çok olur. Apandisit, erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da akut karın tablosu yaratan, ani karın ağrısıyla kendini gösteren en önemli hadiselerden biridir. Bu çok da sık görülmektedir. Apandisit ani bir karın ağrısı olarak başlamaktadır; daha çok göbek çevresinde başlarken saatler geçtikçe yavaş yavaş karında sağ alt bölgeye doğru gider ve orada belli bir bölgede apandisitin bulunduğu yerde lokalize olur. Bu arada karın ağrısının yanında mide bulantısı, kusma şikayetleri de eklenir, ateş olabilir, yürümede zorluk, bükülerek yürümek gibi şikayetlerle de karşılaşılabilir.
Ağrı kesici vermeyelim…
Çocuğun eğer karnı ağrıyorsa yapılması gereken en önemli şey ağrı kesici vermemektir. Çünkü karnı ağrıyor diye ağrı kesici verilirse durum maskelenmiş olur ve tanıda geç kalınmış olur. Bu hata ne yazık ki sık sık yapılmaktadır. Bu yüzden teşhis konulmayan karın ağrılarında ağrı kesici vermekte acele etmemek lazım ki tanı da yanılma, gecikme olmasın çünkü tanıda olabilecek bir gecikme bu tip apandisitlerde tedavisi çok zor olan çok ciddi durumlar yaratabilir. Gecikme olursa apandisit patlayabilir yani apandiks denilen kör barsak delinebilir, bu da çok ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu durum sepsis, şok ve ölümle bile sonlanabilmektedir.
Akut karın ağrısının cerrahi sebepleri sadece apandisit değildir. Apandisit, karın ağrısının en sık görüldüğü bir acil carrahi durumdur. Başka cerrahi bir durumda da karın ağrısı olabilir. Örneğin her türlü bağırsak tıkanıklığı, karın şişliği, kusma ve kaka yapamama gibi bulguların yanında çocuğun ayrıca karın ağrısı yakınması da olabilir. Bağırsak düğümlenmesi gibi durumlarda da bir an evvel ameliyatla durumun düzeltilmesi gerekir. Geç kalınırsa bağırsaklarda gangren, delinme ve perilonit gibi daha ciddi durumlar ortay çıkmaktadır. Sonra başka nedenlerden de bağırsak delinmiş olabilir. Örneğin tifoda bağırsaklarda iltihap olur. Buna bağlı bir delinme olabilir. Ayrıca yeni doğan devresinde özellikle yoğun bakımda kalması gereken bebeklerde de bir kolit durumu vardır ki bu nekroze olmuş bir kolittir ve buna bağlı bağırsak delinmesi olabilir.
Boğulmuş kasık fıtıklarında da karın ağrısı olabilir. Kasık fıtığı ihmal edilmeden bir an evvel ameliyat edilmelidir. Aksi takdirde fıtık boğulur ve karın ağrısına neden olabilir. Fıtığın belirtisi kasıkta şişmedir. Tek başına olan fıtık bazen ağrı yapabilir ancak bu ağrı daha çok kasık bölgesindedir. Karın ağrısı yine testislerin kendi etrafında dönmesi olarak tanımlanan torsiyon dediğimiz durumlarla da olabilir. Bu testisler eğer inmemiş ise, karın içindeyse kısırlık olabileceğinden indirmek gerekir. Ayrıca karında kitle yapan durumlarda ve karın içi organlara bası durumlarında da karın içi organlara bası durumlarında da karın ağrısı ek bir bulgu olarak kendini gösterebilir.
Akut karın ağrıları daha çok cerrahi sebeplerden kaynaklanan, ani başlayan ve bir an önce tedavi edilmesi gereken durumlardır. Kronikler ise daha çok organik sebeplerle ani başlamamış, uzun bir devresi olanlardır. Bu kabızlık olabilir, parazit olabilir, bağırsak iltihabı olabilir, idrar yolu enfeksiyonu, uzun süren akciğer problemleri olabilir.
Bağırsak solucanlarına bağlı karın ağrısı nedir?
Makatta kaşıntı, ağızda fazla salya birikmesi, iştahı çok iyi olmasına rağmen kilo alamama gibi durumlarda da bağırsaklarda parazit var mı diye şüphelenmek gerekmektedir. Bu durumlarda da ciddi karın ağrıları yapabilir. Kronik karın ağrısı olan çocuklarda diğer tetkikleri yaparken idrarında birşey var mı, akciğerleri nasıl, bu arada kakasında parazit var mı diye bakılmalıdır. Eğer parazit bulunursa hem kendisine hem de ailedeki diğer fertlere parazit ilacı verilmeli, takip edilmeli, tekrardan değerlendirilmelidir.
.Orta Kulak
Kulak yolunun derininde kulak zarı bulunur. Kulak zarı, ses dalgaları geldiğinde titreşen ince bir zardır. Orta kulak, kulak zarının arkasında bulunan ve hava ile dolu bir boşluktur.
Kulak zarı titreştiği zaman orta kulak boşluğundaki küçük kemikçikler de (örs, üzengi, çekiç) titreşir ve sesi iç kulağa iletir. İç kulakta sesi beyine ileten sinirler uyarılır. Orta kulak ile burnun gerisindeki geniz arasında, östaki tüpü adı verilen küçük bir kanal bulunur. Östaki tüpünün görevi, orta kulak boşluğundaki havanın basıncını dış ortamdaki atmosfer basıncı ile eşitlemektir. Esnerken veya yutkunurken kulaktan gelen sesler, bu basınç eşitleme işlemine aittir.
Orta Kulak İltihabı (Otitis Media)
Akut otitis media, kulak zarı arkasındaki orta kulak boşluğunun iltihabıdır. Çocuklarda östaki tüpü erişkindekinden daha kısadır ve bu nedenle mikropların burundan orta kulağa ulaşması daha kolaydır. Bunun sonucunda orta kulakta iltihap sıvısı birikir; sıvının yaptığı basınç ağrıya ve kulak zarının titreşememesine neden olur. Bu nedenle orta kulak iltihabı sırasında bir miktar işitme kaybı meydana gelir. Uygun ilaç tedavisi ile bakteriler öldürüldüğünde orta kulaktaki sıvı da ortadan kalkar ve işitme düzelir.
Akut orta kulak iltihabı, çocukluk çağının sık görülen bir hastalığıdır. Üç yaşına kadar olan çocukların 2/3'ü en az bir kez orta kulak iltihabı geçirmektedir. Akut orta kulak iltihabının tedavisi antibiyotiklerle yapılmaktadır. Etkili antibiyotik tedavisi yapılsa bile, çocukların %40'ında 3-6 hafta daha orta kulakta iltihaplı olmayan bir sıvı kalmakta ve daha sonra düzelen, hafif derecede işitme kaybına neden olabilmektedir.
Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda orta kulak iltihabı da sıktır. Bu nedenle, çocuk yuvalarında olduğu gibi kalabalık ortamlara ilk kez girmeye başlayan çocuklarda ,özellikle ilk iki yıl içinde, soğuk algınlığı ve kulak problemlerine daha sık rastlanır.
Orta kulak iltihabının başka türleri de vardır. Efüzyonlu otitis media (seröz otitis media), altı haftadan uzun süreli orta kulakta sıvı bulunmasıdır. Bunun nedeni, bazı çocuklarda akut otitis media geçirmemiş olmalarına rağmen östaki tüpünün orta kulağa hava götürme fonksiyonunu yapamamasına bağlıdır. Eğer iltihap uzun sürerse orta kulakta ve kulak zarında hasar meydana gelebilir ve kulak zarında iyileşmeyen bir delikten sürekli akıntı başlar. Buna kronik otitis media adı verilir. Bu tür orta kulak iltihaplarının tedavisi bir Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanı tarafından yapılmalıdır.
Belirtiler ve Bulgular :
Büyük çocuklar kulakta dolgunluk hissi, ağrı ve işitme kaybı şikayetlerini ifade edebilirler. Küçük çocuklarda ise şilk belirtiler huzursuzluk, uyku bozukluğu veya iştahsızlık olabilir. Her yaştaki çocukta ateş olabilir.
Bu belirtiler genellikle burun akıntısı ve öksürük gibi orta kulak iltihabına eşlik eden üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetleriyle birlikte bulunur. Şiddetli orta kulak iltihaplarında kulak zarında delinme meydana gelebilir. Bunun sonucunda orta kulaktaki iltihap kulak yolundan akar, ağrı azalır ve ateş düşer. Kulak zarındaki delik çoğunlukla tedavi sonucunda kendiliğinden kapanır.
Hastalığın önlenmesi :
Yenidoğan bebeklerde anne sütünden geçen maddelerin sağladığı bağışıklık, akut otitis media gelişmesini önler. Anne sütü emen çocukların beslenme sırasındaki pozisyonu, biberonla beslenen çocuklarınkine oranla östaki tüpünün normal fonksiyon yapması için daha uygundur; bu nedenle anne sütü emen çocuklarda orta kulak iltihabı, biberonla beslenen çocuklara oranla daha az görülmektedir. Eğer çocuğun biberonla beslenmesi gerekiyorsa, oturur pozisyonda beslemek yatırılarak beslemekten daha iyidir.
Hastalığın süresi :
Orta kulak iltihabının düzelme süresi değişken olabilir. Hiç tedavi edilmediğinde bile 48 saat içinde kendiliğinden düzeldiği olmaktadır. Bazen de, antibiyotiklerle tedavi edilmesine rağmen 2 hafta ile 2 ay arasında orta kulakta sıvı kalmaya devam etmektedir. Bu sıvı genellikle kendiliğinden kaybolur, ancak bu süree içinde işitme azalmış olabilir. Orta kulak iltihabı bulaşıcı değildir, ancak asıl nedeni olan üst solunum yolu enfeksiyonu bulaşıcı olabilir.
Evde uygulanabilecek tedavi :
Orta kulak iltihabı önce mutlaka doktorunuz tarafından değerlendirilmelidir. Evde uygulanabilecek yöntemler, çocuğun rahatlatılmasına yöneliktir. Ağrı kesici ve ateş düşürücüler ile çocuğun rahat uyku uyuması sağlanabilir. Kulak akıntısı olan çocuklar yüzmemeli, banyoda ise kulağa su teması tıkaçlarla önlenmelidir. Doktorunuz kulak tıkacını nasıl hazırlayacağınızı veya ne tür bir tıkaç temin etmeniz gerektiğini size açıklayacaktır.
Tıbbi tedavi :
Akut orta kulak iltihabı genellikle antibiyotiklerle ve östaki tüpünün fonksiyonunu düzeltecek ilaçlarla tedavi edilir. Bazen çocuğun kulak zarı iltihap nedeniyle çok şişerse ve şiddetli ağrısıya neden olursa, kulak zarında küçük bir kesi (parasentez) yapılarak iltihabın boşaltılması gerekebilir. Bu işlemden sonra kulak zarı genellikle bir hafta içinde iyileşir.
Ebeveynler sıklıkla kalıcı bir işitme kaybıolup olmayacağı konusunda endişe duyarlar. Eğer uygun tedavi edilir ve ilaçlar önerildiği doz ve sürede kullanılırsa kalıcı işitme kaybı olasılığı çok düşüktür.
Doktorunuza ne zaman başvurmalısınız ?
Orta kulak iltihabı, tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle kulak ağrısı veya kulakta dolgunluk hissi şikayeti olan çocuklar, özellikle de birlikte ateş ve geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu varsa, bir doktor tarafından değerlendirilmelidir.
Yeni bir dişin çıkması, bir yabancı cismin kulak yoluna kaçması, pamuklu çubuklarla temizlik sırasında kulak yolunun tahriş edilmiş olması, veya sert kulak tıkaçları (buşon) nedeniyle de kulak ağrısı meydana gelebilir.
Kulak yolunu ve kulak zarını ancak doktorunuz değerlendirebileceği için, şikayetlerin gerçek nedeninin bulunması ve doğru tedavi uygulanması için doktor muayenesi şarttır.
Çoğu kez anneler çocuklarının ateşi olmadığı halde yanlışlıkla ateşleri olduğunu sanmaktadır. Bu konuda bazı temel noktaları açıklamak istedim.
Ateş vücudun 3 yerinden ölçülür.
Ağız içi
Koltuk altı
Makat
Alın, kulak yolu ve zarı, kasık gibi bölgelerden ateş ölçülebilse de tıbben güvenilir bölgeler yazdığım bu 3 yerdir. Çocuğun başı veya el-ayaklarının ısısı ateşi olup olmadığının göstergesi değildir. Hatta çoğu kez yanıltıcıdır.
Beden ısısından eller ve ayaklar ya da baş çoğunlukla farklıdır. Bu fark bazen negatif bazen de pozitif yönde olabilir. Başı çok sıcak olan çocuğun beden ısısı normal olabildiği gibi elleri buz gibi soğuk olan bir bebeğin de vücut ısısı çok yüksek olabilir.
Ortam, kıyafet, yemek öncesi-sonrası, uykudan kalktığı an, banyodan sonra, egzersiz gibi bir çok etken ateş üzerinde etkilidir.
Ölçülen ateş dereceleri sırasıyla koltuk altı, ağız içi ve makat olarak gittikçe artan değerlerde farklıdır. Ayni anda ayni çocuğun farklı vücut bölgelerinden yapılan ateş ölçümlerinde yarım ila bir derecelik ısı farkları olabilir.
Normal beden ısısı 36.5-37 derece kadardır. Bu da aslında koltuk altı ölçümüne göre belirlenmiştir. Ağız içi koltuk altı ısısından 0.5 derece yüksek iken makat ısısından 0.5 derece kadar da düşüktür. Bu doğal farklar bilinirse ölçülen ateşin değerlendirilmesi doğru bir şekilde yapılabilir. O nedenle herhangi bir anda
Koltuk Altı : 36.5 Ağız İçi : 37 Makat :37.5
Derece ateş ölçülmesi durumunda panik yapmaya gerek yoktur. Bu değerlerin üstünde bulunduğu takdirde ateşten söz edilebilir. Koltuk altı baz olarak alındığında ;
37 – 38 arası Hafif Ateş
38 – 39 arası Orta Ateş
39 – 41 arası Yüksek Ateş
41 üzeri Çok Yüksek Ateş (Hiperpreksi) durumudur.
Ateşin ölçüldüğü koltuk altının terli olması yanıltıcı olarak düşük sonuç verebilir. Önceden kurulamak gerekir.
Çocuğun genel durumu ile ateşin her zaman bir paralelliği yoktur. Kimi çocuklar yüksek ateşe rağmen hareketlerinden, iştah ve neşelerinden hiçbir şey yitirmezken kimisi çok az bir ateş yükselmesi durumunda halsiz, durgun, iştahsız bir hale gelebilir.
Diğer yandan çocuğun çok küçük, 3 ayın altında olması daha dikkatli olmayı gerektir. Bu aylarda 38 derece ateşi bile çok ciddiye almak gerekir.
Bir başka ölçüde ateşin süresi olmalıdır. Sadece bir gece olan ateş yüksek bile olsa önemli olmayabilir. Fakat genellikle 3 günden fazla devam eden ateş hafif bir ateş bile olsa değerlendirilmelidir
.









