İşte Öyle Bir Şey

5/10/2008

İşte Öyle Bir Şey
Hani bir yağmur yağar ya bazen... (Birden aklınızı uzun zamandır haber
alamadığınız, ne yaptığını bilmediğiniz eski sevgiliniz gelir. ) Hani gök
gürler ya arkasından... ( Arayıp, aramama arasında gidip gelirsiniz.
İçinizden bir ses "ara" demektedir
ve o ses giderek yükselmektedir. Telefon
ellerinizdedir, numaralar aklınızda. Dayanamaz, dokunursunuz tuşlara.) Hani
şimşekler çakar ya peşinden... ( O da çok sevinmiştir sesinizi duyduğuna.
"Nasılsın" diye sorarsınız ama aslında merak ettiğiniz şey "Bensiz nasılsın"
dır.)

Hani ıssız yoldan geçerken... *
*(Duyduğunuz ses öyle tanıdıktır ki, güven verir size. Birlikte
paylaştığınız anılar birer birer geçit yapmaya başlar önünüzden.) Hani bir
korku duyar ya insan... (Sesini test etmeye çalışırsınız. En ufak bir
titremeyi, en ufak bir heyecan kırıntısını kendinize yontarsınız. "Demek o
da etkileniyor" dersiniz. Ya da tam tersi... Sesindeki soğukluğu
algılamaktan korkarsınız. O soğukluk, size dair içinde hiçbir şey
kalmadığını gösterecektir ve bununla yüzleşmek o an içinde hiç de işinize
gelmeyecektir.) Hani bir şarkı söyler içinden... ( Söylemek istediğiniz çok
şey vardır. "Özledim" demek istersiniz ama bunu içinizden söylersiniz. Aynı
şekilde karşılık görememeyi kaldıramacağınız için tedirginsinizdir.)

Hani eski bir resme bakarken... *
*(Sahi neden ayrılmıştınız? Neydi bu aşkı bitiren şey? Düşündüğünüzde de ne
anlamsız gelir. Belki basit bir kavga, belki bir kıskançlık. Belki de bir
ihanet. Ama hiçbir şeyin önemi yoktur artık. Oradasınızdır, onun yanında.
Gözünüzün önünde hep onunla olduğunuz anlar vardır.) Hani
yılları sayar ya
insan... ( Ayrıldığınız ilk anlarda ne kadar da umutsuzdunuz. Günler,
geceler geçmek bilmezdi, sayardınız ama bitmezdi.) Hani gözleri dolar ya
birden... ( Gözyaşları hücuma kalkmaya hazır askerler gibi beklemektedir
gözlerinizin içinde. Konuştukça ağlamamak için zor tutarsınız kendinizi.
"Neden" demek istersiniz. "Neden bitti"... diyemezsiniz, dudaklarınızı
ısırırsınız. İçinize akar göz yaşları çaresiz. Zayıflığınızı anlamasını
istemezsiniz.)

Hani yıldızlar yanıp sönerken... *
*( Oydu yıldızınız bir zamanlar. Siz her yıldıza onun adını verirdiniz.)
Hani bir yıldız kayar ve insan... (Ama yoktur o yıldız artık. Yıldızsız
gecelerde yaşamaya mahkumsunuzdur ya da kendinize yeni bir yıldız
bulmuşsunuzdur.) Hani bir telaş duyar ya birden.. ("Ne yapıyorum ben?" diye
sormaya başlarsınız bir anda. Telefonu "Kendine iyi bak" sözüyle kaparsınız
ve yalnız kalırsınız. Bir garip duygu çöker omuzlarınıza... Ve o duyguyla
uyuyakalırsınız.)

Sabah uyanırsınız ve sorarsınız kendinize "Neydi bu?"... Cevabı yoktur.
Çünkü "İşte öyle bir şey"dir bu... O an yaşadığınız ve belki de bir daha hiç
yaşamayacağınız bir şey...*


-- Yazan: ZUZU | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı

:::::adını koyma hiç bir seyin::::

2/10/2008


Adını Koyma Hiç Bir Şeyin...En zor anıdır bu saat insanın...
Ne Tebessümün,
Ne konuşulacak kelimenin
Bir hükmü kalır..


Yaşanan,
Sanki hislerin donakaldığı bir tipi fırtınasıdır

Bırak aynı kalsın her şey..
Bu sokak, bu oda, bu dağılmış yatak,
Bütün sevişmeler yorgun, korkak,
Kutsayarak saygınlığını umursamazlığın,
Aynı kalsın, özel bir anlam katmana gerek yok
Hiç bir şeyine bu vedanın...

Ayrılıklar sevilemez...
Yokluk,
Var kılamaz
Sevdiklerinin sıcaklığını teninde...

Beklemek,
Acıyı doyumsamaktır çoğu zaman..

Beklemek övünülesi bir kavram değildir
Ve hiç olmamıştır
İnsanoğlunun değer yargıları içinde..

Özlemek
Yokluğuna paye vermektir bir insanın...

Hele bu ayrılık noktasında,
Gereksiz ve önemsiz sebepler
Koca bir dağ gibi karşısına dikilmişse adamın...

Hele bir de..üzgünüm deyip,
Aslında bütün hüzünlerin ve bütün acıların
Tek sebebi oluyorsa gidecek olan...

Bir de......
Ağlıyorsa hiç ama hiç utanmadan...

O vakit özlemek,
En ağır hakareti olur kendine insanın...

Ayrılık,
O vakit ömür boyu hapse mahkum olmak demektir
Gecenin karamsar ve bir o kadar yalnız saatlerine...

Bu yüzden...
Adını koyma hiç bir şeyin...
Gidiyorum deme mesela...
Mesela üzgünüm deme...
En olağan halinle
Sanki hiç bir şey yokmuşçasına
Usulca kalk yerinden..
Yavaşça yönel kapıya...
Ben uyurken çık sokağa...

Yine her zaman ki gibi, üstümü ört mesela,
Gitmeden....

Mesela hiç asma yüzünü...
Bükme boynunu bir suçlu gibi...
Mesela ıslak dudaklarını yaklaştır bana...
Susuzluğuma inat...
Mesela saçlarımı okşa bir çocuk gibi...
Nispet yaparcasına şu koca adamlığıma....

Adını koyma hiç bir şeyin...
Seni seviyorum deme mesela...
Bunu zaten biliyorum...
Yemeği koydun mu ocağa?
Bardakları kaldırdın mı masadan?
Gömleğimi ütüledin mi bu sabah?
Sen ondan haber ver...
Aşk'a dair söylenesi bir şeyimiz yok
Onca yaşanandan sonra....
Mesela saçlarını iki yana bırak yeniden...
Tenini saran o siyah geceliğini geçir sırtına...
Sonra yanıma uzan...
Sevişen gölgelerimiz vursun duvara...

Hayır..
Adını koyma hiç bir şeyin...
Seni özlemek istemiyorum ben....
Var'dın lı zamanlara bölerek yokluğunu...
Her gün...her saat..yeniden.....

Gideceksen....
Adını koymadan git hiç bir şeyin....
Ya da sapla hançerini sırtıma yalnızlığın,
Öldür...Öldüreceksen..... 

Uğur Deniz Ülkegül

-- Yazan: ZUZU | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı

KADIN OLMAK...

2/10/2008

Kadın Olmak!...

 

Bir kadın çocuktur aslında… Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister.Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını… Ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..

 

 

Bir kadın güçlüdür aslında...

 

Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki, erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.

 

 

Bir kadın sevgidir aslında...

 

İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever; ama, tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer alamazsınız. Her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette Bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.

 

 

Bir kadın yalnızdır aslında...

 

Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız, onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

 

 

Bir kadın çılgındır aslında...

 

Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Üreticiliğinin sınırı yoktur ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz üreticiliğini. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz!

 

 

............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!!

 

....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!!!!

 

 

kadın;erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!

 

öyle olsaydı ezilirdi......!!! üstün olsun diye başından da yaratılmadı......!!

 

 

AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI......

 

 

Eşit olsun diye......

 

kolun biraz altında...

 

Korunsun diye...!!!

 

KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!

 

Can DÜNDAR


 
 


-- Yazan: ZUZU | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı

Sevdanın En Koyu Demi Gözlerinde …

2/10/2008

Bedenime kefen biçti ellerin de ,ben yine de kıyamadım.
Dokunuşlarına öldüm sevgili.
Kırpma gözünü sen de acıma bana..
Sevdaların pınarına kandırma yüreğimi..
Ve sorma bana sevda hayatın neresinde diye
O dayanılmaz arzunun haşmetiyle, 
" Sevdanın en koyu demi gözlerinde "


Gözlerimi terk eden güneşe inat güne bıraktım kendimi. Birkaç yudum aldım içine düştüğüm unutuluştan. Her yudumda içinden daha bir çıkardın beni. Ve ben karşına hiç çıkmamış bir insandan farksızım belki. Belki kocaman bir boşluk sendeki yerim. Ne bileyim, yüreğindeki beni hissetmiyorum artık. Taş bastığım yüreğim, acıyor her nefeste…

Gönlümdeki ateşi, içimdeki derdin kör bıçaklarını dile getirmem mümkün değil. Sözlerime bakma sen sevgili, dile gelen yüreğime bak şimdi…Düz ve eğik ama hep sevdalı harflerle kağıtlara döktüm kirpiklerini. Yazmakla bitiremedim bitiremeyeceğim de. Bir adım ötemizde olsa da uçurumlar, istiyorum ki umutsuz bitmesin bu satırlar. Çok ağır olsa da gece karanlıkları, solgun perdelerin arkasından izleme hayatı yar. Kanlı gözyaşlarını deli çılgınlığına ver.

Hadi gel, gel ki gecelere gündüzleri ekelim. Gel ki sevdalı sözlerin cümlesi kalsın ayağa, gül tohumlu kelimeler ekelim yarınlara. Yılların öcünü alalım, gel. Usul usul arkama dolan, sana yazılan her satırı güzelleştirelim. Mısra mısra sana akan sevdamı dinle yar. Kalbinde yarası kanayan bu sevda fakirinin, kendi gözyaşlarında boğulmasına izin verme. Haber vermeden gel, gözlerim bitmeden, gözlerim sönmeden gecelerde… Açık denizlerde dört yanı hasretle kaplı ıssız bir ada olmadan gel… Gel ki yetim bir ceylan olup  gözlerimle vurayım seni.

Gel yar… Vakit akşamüstü. Kavuşmaya çeyrek var, kısa bir zaman dilimi bu.
Özlemli başını daya kapıma. Sevdalı sözlerinle sıva düş evimizin yıldızlı duvarlarını. Karalarken adımı beyaz sayfalara dudaklarındaki çiçekli gülümseyişle tut ellerimden. Her gece gökyüzünde buluşmak varken ağlamak niye… Hadi bir yıldız tut semalardan, bir tane daha. En ışıltılı yıldızlardan taç yap gece mateminde uzayan saçlarıma… Sabrın çiçeklerini bırakırken ellerine, toprak olmak için acele etmeyelim sevgili. Yaşat
bestesi sevda olan yüreğimi. Babalı doğsun analı büyüsün düşlerimdeki kız çocuğu… Mavi bilyelerin içindeki tükenmemiş hayatı yaşamak nasibim olsun.

Tut kolumdan çevir, "gitmek için gelmedim" de… Canım acısın bırak. Bırak ağlaşalım… Kaybolmuşlukların içine batıp gitsen de günahımdan temizle kendini. Yüreğini kanatan dikenlerin hesabını sorma gül'den. Teslim ol kanamalı acıtan gecelere… Yaşlı gözlerin okşarken saçlarımı, gülümse… Can evinden vur elemini. Yüreğime su serp hadi.

Ve sorma bana sevda hayatın neresinde diye
O dayanılmaz arzunun haşmetiyle,
Sevdanın en koyu demi gözlerinde …

-- Yazan: ZUZU | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı

Kendini Getir Bana...

2/10/2008

Gelirsen pırıl pırıl bakışlarınla gelmelisin ve mutlulugu asmalısın sol
omzuna. Bakıslarına kan dökmemelisin, kinden, nefretten, her tür
tuzaktan arinarak çıkmalısın yola. Hayatı taşıyacak kadar yürekli
olmalı küçük parmaklarin, avuçlarının içiyse her dem ıslak olmalı.

Gelirsen gözlerini getirmelisin, içlerinde bakmaya doyamayacagım umut
dolu gözbebeklerini de almalısın yanına. Bir ceylanı bile kıskandıracak
o nefis yürüyüşünle gelmelisin bana. Yürek titreten gülüslerini de
almalisin yanina ve akmalısın yüregime daha ilk merhaba demek için
hazırlık yaptıgım anda.


Ardında bıraktıgın sözcüklerin tümünü silerek hafizandan, o öpmeye
kıyamadıgım dudaklarınla gelmelisin. Günesi getirmelisin gelirken,
karanlıkların üzerine çullanmalıyız seninle ve içimize gömmeliyiz
karanligi.

Hayatla basa çıkabılecek kadar sert, en küçük kırılmada parçalanacak
kadar yumusak bir yürekle gelmelisin bana gelirsen.

Minicik öykülerinle gelmelisin, bir kedi kadar sessiz, bir kaplan kadar
yırtıcı olmalısın yola çıktıgın andan itibaren. Seni dinleme zevkini de
getirmelisin bana, dudaklarindan dökülen her sözcügü içmeliyim kana
kana.

Feslegen kokulu saçlarınla gel gelirsen ve içinden topladigin
çiçeklerini ver bana. Yüreginden sessizce süzülen nehirlerini getir
bana, utangaçlıklarını, sokulganlıklarını, çılgınlıklarını da yanına yoldas
yaparak.

Ama neyse sen bana aldirma. Unut yukarida istediklerimin tümünü.


"Gelirsen Sadece Kendini Getir Bana..."


-- Yazan: ZUZU | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN

29/9/2008

  Her şey sende gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakini gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi;
Sevdiğin kadar sevileceksin
Ay ışındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü his ettiğin kadar güçlü
Kendini güzel hissettiğin kadar güzel
İşte budur hayat, işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün;
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin
Bunu da öğren;
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN

CAN YÜCEL


-- Yazan: ZUZU | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı

ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ

28/9/2008

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan
içi içine sığmaz artık ve anlar ki, suya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
"Sırf senin hatırın için ey su" diye...

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı
bir şeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba
"Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek,
alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni
seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek
yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek
artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler
çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben,
gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum
karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır
nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder
çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu
ümitsiz artık elimizden bir şey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir
bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum...
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
"Seni seviyorum" demek yetmemektedir...



-- Yazan: ZUZU | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı

Yanında olmayı cok isterdim,

28/9/2008

Sensiz gecen günlerime inat,basımı ve bütün ruhumu omzuna koyup usulca uyumak isterdim....

İsterdim bir ömür boyu seninle olmak..

Sensizligi tam ortasından vurmak isterdim,

İsterdim seni yazmak mürekkebi hic bitmeyen kalemimle,yasamak isterdim seni... susmadan......

Sen yokken "Hiç Atmayan Kalbimle"

İsterdim seninle sonsuzluga giden bir yolda sonsuzlugun sonunu getirmek...

Ölmeyi isterdim hic istemedigim kadar seninle....

Ve duymasını isterdim herkesin "ben"in aslında sen oldugunu..

Tek istegim derdim hic bir zaman duymayacagın bir cıglıkta sana birikecegimi.....

Bilki seni Hep Seveceğim.....

Seni Seviyorum


-- Yazan: ZUZU | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı

Anladım aşk neden 3 harfLi

20/9/2008

ELveda deRkeN tüM bitiŞLer; beN biR meRhabayLa ayRıldım seNdeN. Cünkü anLadiM ki iCimde kaLmiSti biR parCaN, Sen gideRkeN ...

Gitme Dedim ...


Sessiz bir ÇIĞLIK aTTIm aRdInDaN. Sesim CikmaDi. Bogazıma doLandı sevdan..
AqLayaCak, kendimi parCaLayaCaktıM;
aGLayamadiM...yapamadım...


Seni Sensizde sevebiLeCeGimi sanDıM..
Ve anLadıM.. İnsan nasıL da yaSLanıyoR. Yüzü nasıL üşüyoR anLadıM. Insan nasıL kaLaabaLıK iCinde yaLnıZ kaLıyoR ..


Bugün anLadıM...
İnsan biR sabaH kaLkınCa biR anDa heRSeyiNi kayBedebiLiyoR ..


AnLadıM..
Bir odada bir inSanı bir ömüR boYu naSıL muTLu yaŞatabiLiyoR ..
Gec kaLdiM deRKen deGeRini anLadiM..


eL saLLamadıM aRdındaN.
Sanki giTMeK deGiLde, yıLLaRdıR haSRetLe bekLeNeN biR geLişti bu ayRıLıK .. Sanki iki perdeLik biR tiyatRo oYuNunuN iLk peRdeSiydi gidişin ...
Ve iKinci peRdeSi ebediYeN biRLikteLiK saHneSi oLacaKTı..
Birinci peRdeSi biTTi.. HeRkeS bu KoCaMan sevdaYı naSiL yoK ettiK diYe aLkiSLadi Bizi..


Bu yaşananLar biReR oyuNdu. OyunCuLaRSa Sen ve BendiK.
O oyuNsa sevgiydi..
eLveda deMediM , diYemeDiM seN gideRKeN ..
aNLadiM aşkıN neden üC haRf oLduGuNu ;


A : aDaMdi.. yaNi beN..
Ş : şeLaLeyDi iKi kaLp aRaSinDa aKıP giDeN ..
K : KadıNdı.. yaNi seN..

taMaMı üC haRfTen oLuSan biR haYaT TuzaGıydı aşk..
YanLış kaLbe akaRSa biR ömRü zehRedeN ...!!
aşkı da senDe anLadıM beN.. İnce hesapLarın sonunda karar veriLen çıkaRa bağLı sevGiLeR ŞaŞıRtmiŞtı beLki de aşkıN yöNüNü ..


AşKı da, seNi de, beNi de anLadıM ..
AnLadım Ki biR teK ayRıLıKTı biZi teK biR oRtaK NokTada biRLeStiRen
..





-- Yazan: ZUZU | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı

Hercai

20/9/2008

Çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar. Her bahar diğer çiçekler gibi onlarda açıp güneşe merhaba derler. Fakat bir bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine; “Biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım, kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki, bütün doğa bize ait olsun” der ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler.
Biri açmak için kışın gelmesini ve karın yağmasını beklerken
Diğeri o yaz açar.
O gün bugündür, karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe “Kardelen”
Sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de “Hercai” denilir.

İşte bu yüzden hayırsız sevgiliye “Hercai” diye hitap edilir...


-- Yazan: ZUZU | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->



Hakkımda

Bağlantılar

Son Yazılar

Kategoriler

Arkadaşlarım

Linkler

Şablon