müzik - ferhat göçer - götür beni gittiğin yere | izlesene.com
.
- For more funny movies, click here.
|
Göçmen kus bütün bahar ve yaz boyunca Küçük köyün üstünde uçmuş serçeyle beraber Küçük sinekleri, kurtları yemişler, Kış yağmurlarıyla şaha kalkmış, derelerden su içmişler. Masmavi gökyüzünde dans etmişler, Çiçek açan ağaçlara konup, papatya tarlalarında gezmişler… Birbirlerine söz vermiş kuşlar; Ayrılmayacağız diye. Ama kış gelmiş, Göçmen kuş adına yakışanı yapmaya kararlıymış, Serçe ise her zamanki gibi sadık Ama sevgi de yabana atılmaz bir gerçek. Ayrılık acı, ihanet kötüymüş serçe için Yasamaksa önemli imiş göçmen için. O, baharların tatlı eğlencesiymiş sadece Gel demiş serçeye benle beraber… Başka bir bahara uçalım. Serçe ise burada bekleyelim demiş yeni baharı Ama kış acımasızdır demiş göçmen, Yasayamayız burada, aç kalır üşürüz Serçe hayır demiş korunuruz kötülüklerinden kışın beraber Göçmen inanmamış serçeye hayır demiş gidelim. Serçe için gitmek nasıl bir ihanetse yaşadığı yere Kalmakta aynı şekilde ihanetmiş sevgiliye Ve karar vermiş sevgiyi seçmiş Uçacakmış yeni bir bahara… Göçmen ve serçe çıkmışlar yola, Ama serçe zayıfmış, onun kanatları uzun uçuşlar için değil. Dayanamayacakmış bu yola Oysa göçmenin kanatları güçlüymüş Çünkü o hep kaçarmış kışlardan Hep gidermiş zorluklarından kışın yeni baharlara Bir fırtına yaklaşıyormuş. Göçmen hızlı gidiyormuş fırtınadan, yakalanmayacakmış Ama serçe iyice zayıf kalmış, yavaşlamaya başlamış Göçmene duralım demiş artik. Biraz dinlenelim Göçmen itiraz etmiş, fırtına demiş, ölürüz. Serçe çok fırtına görmüş, kurtuluruz demiş. Ama göçmen yürü demiş serçeye birazdan okyanuslara varacağız Serçe sevgisine uymuş ve peşinden son bir gayretle gitmiş göçmenin Birazdan varmışlar okyanusa Kurtuluşuymuş bu büyük deniz Göçmen için çok iyi bilirmiş buraları Ama serçe ilk kez görüyormuş ve sanki Gökyüzünden daha büyükmüş bu yeni mavi Serçe artık dayanamıyormuş, Son bir sevgi sesiyle seslenmiş göçmene Artik gidemiyorum…. Göçmen serçeye bakmış, Bakmış ve devam etmiş…….. Okyanus çok büyükmüş, serçe ise çok küçük Serçenin sevgisi de çok büyükmüş ama göçmen çok küçük… Mavi sularında okyanusun bir minik SADAKAT … Yeni bir baharın koynunda koca bir IHANET.. | ||
|
| ||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
.
Biliyorum
Bir yerlerde,mutlaka aklına geliyorum arada
Birine kırılıyorsundur
Sevilmiyorsundur
Hani hayat bu
Olur ya
Biliyorum,
Bir yerlerde,mutlaka aklına geliyorum arada
İşine de yarıyorumdur hani
Gururun okşanıyor,
Buğulanmayı öğrenmiştir belki de gözlerin,
Hani olur ya,
Hayat bu ya
Gülümseyiveriyordur birden karaların,
Geçiveriyordur hüznün
Ne de olsa,
Hayatının bir yerinde,hiç sevmediğin,hiç sevilmediğin,
Ve en önemlisi de hiç hak etmediğin kadar çok sevilmiştin ya
Biliyorum
Bir yerlerde,mutlaka aklına geliyorum arada
Ve belki de,hala sevildiğini de sanıyorsundur,
Bazen yetmiyordur da hatıralar
Avuntun da oluyorumdur ya
Öyleyse avun
Öyleyse dinsin hüznün
Alışık değilsin ya
Hasta falan olursun
Sen bilmesen de ben fark ettim
İçimdeki koca sevda büyütmüş seni
Dur,sakın ağlama
Yine de sevmiştim bir zaman seni
Haydi tamam Avun şimdi...
alıntı....

HOŞÇAKAL AŞK YOLUN AÇIK OLSUN
Hiç düsündünüz mü bir yürege kaç sevda sıgar?
Hatta aynı anda kaç tanesini aldınız yureginize?
2 3 daha mı fazlası yoksa
Peki bunların hepsini de gerçekten sevdiniz mi?
''Canım... Seni Seviyorum ''
kelimelerini bol keseden atar gibi savurup durdunuz mu ortalara?
Oysa ki anlam olarak ne kadar agırdır CANIM kelimesi
Canım; dedigin senin gerçek canındır, nasıl canının acımasını istemiyorsan iste onada aynen öyle
itina ve özenle bakıp davranacaksın...
Olmekten korkar gibi canını kaybetmekten de korkacaksın, hatta daha fazla olmalı bu korkun
çünkü ölmek bir keredir ama kaybettigin canın arkasından hergün yeni bastan ölürsün
hergun ölüp ölüp can verememek nedir bilirmisin?
Bana sormayın ben de bilmiyorum ölüp ölüp dirilmeyi..
Ama istersen öldürülüp öldürülüp diriltilmeyi anlatırım sana....
Peki ya SENI SEVIYORUMlar;
Sevmek nedir sizce?
begenmek? hoslanmak mıdır?

SEVMEK; dedigin aynı anda aynı solugu alıp vermektir benim için...
Her an özlem duymaktır...
Elini tuttugun an tüm korkularını yendigini hissettigin andır...
Sesi sıcaklıgın demektir...
Askı ise tutkundur, vazgeçilmezindir...
Tüm bunları yüreginize sıgdırdıgınız 2 yada 3 sevda ile aynı anda paylasamazsınız
hep eksik biseyler kalır...
Bense bir tanesini bile sıgdıramadım ne yazık ki
öyle büyüttüm ki yüregime sıgmaz oldu
ve CANIM gittikçe agırlastı
yüregim de tasınamaz olup canım yanmaya basladı...
Sıgamadın kalbime çatlaklar olustu
Derken bir kan kaybıdır aldı basını gitti
Sense karsıdan can çekismelerimi izledin
Neydi senin için aşk?
eglence, vakit doldurma
hangisi?
Ask dedigin sadece kimyasal heyecan mı?
Oyleyse ben vazgeçtim asktan beni kimse sevmesin...
ve
Hosçakal Ask
Yolun açık olsun.....
alıntı....
.
AŞK
Aşk korkup kaçmak değil
Kalıp savaşmaktır
Bütün zırhlarını yanına alıp koşmaktır cenge
Aşk hiç korkmamaktır
O yüzdendir ki herkes âşık olamaz
Aşk hep cesurlarındır ve öyle kalacaktır
Aşk kırgınlığa rağmen sevgiliye tekrar tekrar sarılmaktır
Öfkeyi bir kenara bırakıp tutkuyla bağlanmaktır
Kelimelerin bile anlatamadığı hissi yaşayabilmektir
Kışı yaza çevirmek
Dört mevsimi ilkbahar sıcaklığında yaşayabilmektir aşk
Kalp atışlarını kontrol edememektir
Aklından onu hiç çıkaramamaktır
Onu düşünerek uyumak
Sabahları onu görme sevinci ile kalkmaktır yataktan
Mutluluklarını dalgalara atıp tekrar yaşamaktır
Zincirleri kırıp koşmaktır mutluluğa
Yanında olmasa bile sevdiğin yanındaymış gibi hissetmektir
Nereye gidersen oraya ***ürmektir kalbinde
Güneşe baktığında hatırlamaktır onun sıcaklığını
Aya baktığında görebilmektir onun ışıltısını
Aklına yaşadıkların geldiğinde onu özlememektir
Mutluluğu ertelememektir
Aşk tutkudur
Aşk Vazgeçmemek, vazgeçememektir
.
Felaket.
Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri.
Sonra artıyor.
Kaşımak da bir zor ki kulağın içini.
Bir türlü geçmiyor.
'Ne yapsam acaba?' diyorum.
Günler geçtikçe daha da artıyor.
Doktora gitmeye karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum
'Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?' diye. 'N'oldu ki?' diye soruyor arkadaşlarım. 'Kaşınıyor kulağım' diyorum. 'Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!' Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi. 'Çok
iyi doktordur' diyor. 'Kimsenin çözemediğini çözer,
iyileştiremediğini iyileştirir.'
Gidiyorum doktora.
Gözlüklü, şirin bir amca.
Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor.
Şaşırıyorum önce. 'İçinde kaşıntı var' diyorum. 'Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?'
'Yok' diyor, 'Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum.' 'Nedir?' diyorum doktora.
'Eski sözler kaçmış kulağınıza' diyor.
'Nasıl yani?' diyorum.
'Kimin sözleri?'
'Bakacağız' diyor.
Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor.
'Yan durun. Kıpırdamayın' diyor bana. Biraz irkiliyorum.
'Eski sözler' diyorum, 'Ha?' Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense.
'Bir erkek sesi bu' diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum.
Cımbızı çıkarıyor kulağımdan. 'Yalan kaçmış kulağınıza!' diyor doktor.
Yalana bakıyorum.
Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
'Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?' diyorum.
'Durun, bekleyin' diyor doktor. 'Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza
kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız.'
Yalanı tüpün içine koyuyor.
Kapağını da kapıyor tüpün.
Serbest kalıyor yalan.
'Seni seviyorum' diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.
'Yalanmış ha?' diyorum.
Kulağım bile anlamış, kalbim hálá anlamıyor...
.
Kuşlara yakın bir ev kiralayıp, içine sadakatten koltuklar yaptırdım. Özlemini yorgan gibi her gece örtüyorum. Gidişinle dağılmıştı yuvam, şimdi her şeye baştan başladım, dantel gibi yaşamımı örüyorum.
Bilmediğim duygularla tanıştım. Yan komşularım acı, keder ve anılar. Akşamları balkonda kahve içiyoruz hasretinle, bir sen yoksun, bir de boşuna kurulmuş hayaller. Yeni evimin duvarları hüzün rengi, mutfağımda kavanozlara dizili duruyor gözyaşlarım.
Yine de her şey o kadar gamlı değil. En azından oturduğum sokağın adı umut! Bu sokakta ümitsizce oturmak benim bahtsızlığım olsa da, kaderle kavga etmiyorum. İki bayram arası aşk olmaz diye, iki yağmur arasını bekliyorum. Gerçi bu takvim yapraklarının sakinliği ömrümü yiyor ama olsun, sabrediyorum.

içimden bir ses diyor ki, şu yeni mahallede apansız karşılaşacağız bir gün. Sen de yakınlarda bir yere taşınacaksın elbette! Bu eski şehrin evleri hep kiralık. Korkarım ben de sokak olacağım buralarda bir yere. Adım hayal kırıklığı olacak. Tesadüf bu ya, senin camın hep bana bakacak.
Sesli sevişmelerden, mırıldanılan kavgalara dönüştüğümde gitmeliydim aslında. Geç kalınmış bir okul gününe gider gibi hazırlanıp, yeniden sevecek gücüm varken taşınmalıydım sevdadan. Geç kaldım! Olsun, buna da alışıyor insan. Zaten kim destan yazabildi ki, Leyle ile Mecnun’dan sonra?
Bu evin şaşırtıcı manzaraları var. Cinnetle cinayet arasında gelip giderken aklım, pencereden bakıp, Cezayir menekşeleri gördüm bir akşamüstü. Vazgeçtiklerimi hatırladım. Sana vuruldum yeniden, bir daha aşka karşı boynum bükük, sustum.

Sabah kahvesinden sonra, fal kapattım. Kim bakacaksa? Yalnızlığım açtı fincanı. İçim kabarmış ama yakında geçecekmiş. Sonra telvenin ortasında bir göz varmış, gözü çıksın her kimse diye geçirdim içimden. Bir de üç vakte kadar kapımı uzun boylu bir aşk çalacakmış ama gel gör ki, o sırada ben evde olmayacakmışım. Falım bile kısmetsiz yani!
Yüzümü değiştirsem diyorum. Burnumu küçültüp, dudaklarımı büyütsem, ruhum da güzelleşir mi? Hayallere yasak yok nasılsa, koluma da bir hınzır sevda bulutu takarım. Sonra benden keyiflisi olmaz dünyada.
Aklımın kıvrımlarına girmişsin, kalbimin tamamında resmin var. Ne yapsam olmuyor. Kaçtığım, saklandığım kadar sana düşüyorum. Sensizlik şehrinde ben, hangi semte taşınsam mutlu olamıyorum. Bu ayrılık ne acı bir duygu, insan kendini ne kadar yoksul hissediyor? Yine de bir ışık var çünkü ben aşk manzaralı umut sokağında oturuyorum…..
alıntı
.
- For more funny videos, click here.
« Önceki ::
















