************************************************************************************

*********************************************************************** BLOGUMA HOSGELDINIZ. IYI EGLENCELER. YORUM YAZMAYI UNUTMAYIN.günde üç öğün mutluluğu arıyorsan yersiz yönsüz yağmurda koşuyorsan bir tren kalksın şehrinden aşka doğru güldüğün hergün sana armağan olsun..... emoşun dünyası - Blogcu


Hiç beklentisiz sevdiniz mi?
Yani bugün telefon etmedi demeden, şu an nerede acaba diye kendi
kendinizi yemeden, yaşgünümü hatırlayacak mı acaba diye bir beklenti içine
girmeden sevdiniz mi hiç?

Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip, onu özgür yaşamı ile
sevmeyi denediniz mi?

Yanındaki kız arkadaşına aldırmamayı öğrenip, ama aldırmıyormuş gibi
yapmadan, gerçekten aldırmadan, -bitecekse biter, bunu değiştiremem,
beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi- diye düşünüp, onu yersiz
kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi
hiç?

Hiç beklemeden çalan bir kapıda onu karşınızda görmek ne güzeldir
bilir misiniz? Beklemeden gelen bir 'seni seviyorum' mesajının tadına
varabildiniz mi hiç? Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı
bunlar?

Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç? Bugün beni
hatırlamadı yerine -hiç beklemiyordum geleceğini- diyebilmek ne güzeldir oysa...
Onu ve kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir. Sahiplenme
duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?

Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi
kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu
oldunuz mu?

Beklentisiz sevin. Niye aranmadım diye düşünüp kendi kendinizi
yiyeceğinize hiç beklenmedik bir 'seni özledim' mesajı ile aşkı yakalayın.
Beklentisiz sevin. O sizin sevgiliniz olduğu için değil. Ona tapulu
malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.

Sevgiye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından.
Göreceksiniz ki o zaman aşk başka bir güzel.

Göreceksiniz ki o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı
tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti zehirine karışmadan bir başka
döndürüyor insanın başını.

Ben beklentisiz seviyorum. Onun nerede olduğunu merak etmiyorum. Beni
bugün aramadı diye geçirmiyorum içimden. Geleceğe dair hayallerim yok. Ben
sevgiyi yaşıyorum. Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli ki!

Gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları. Beklentisiz
seviyoruz. Sevdiğimiz için seviyoruz. Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz.
Anlık seviyoruz.

Deneyin!
Beklentisiz sevmeyi deneyin bir gün. Beklentilerle boğduğunuz
aşklarınıza
acıyacaksınız...

.

Her şey bir İhtimaldi aslında; renkli bir camın ardındaki bir merhabayla başlayan.

Aynı yolculukta yan yana oturmuş yolculardık ikimizde. Geldiğimiz yerler kadar gideceğimiz yerlerde faklıydı belki de... O zaman diliminde kesişmişti yolumuz, kısacık bir an için, bir durak süresince; kim bilir...

İlk başta hani can sıkıntısı ile laf atarsın ya yandaki yolcuya; hani konuşacak bir şeyler ararsın yalnız başına yaptığın yolculukta... O çekingenlik vardı ilk "Merhaba!"m da...

Lakin görünce gözündeki ışıltıyı, hissedince sesindeki ılık yaz meltemini ve fark edince içindeki güzellikleri yeni bir yolculuğun rotası çizildi gönül defterimde.

Bu kadar çabuk nasıl kurduk köprüleri derken, fark ettik ki biz sadece topu oyunda tutmaya çalışan oyunculardık. Sayı yapmaya hiç niyetimiz yok gibiydi. Belki cesaretsizlik, belki dengelerimizdi bizi engelleyen.

Komşu iki ülke olduk sonra... Sen yüksek duvarları ardında krallığını korumaya çalışan bir ada; bense en güçlü zırhlarıyla tehlikeli sularda, sınırlarında dolaşan başka bir ülke...

Topraklarımızın güzelliği, kokusu, rengi ikimizi de cezbediyor, ama bir türlü baş edemiyorduk karşılaşma korkusuyla...

Sen uzaklardan zırhımın direncini denerken, ben duvarlarında gizli bir geçit arıyordum. Ama ikimizde eşiğinde olduğumuz bir savaşın farkında değilmişiz görünümündeydik. Birbirimize yağmur kadar yakın, rüzgar kadar uzak iki ülkeydik neticede... Senin yüksek duvarların hiç yıkılmayacak; benimse zırhım hiç delinmeyecek gibiydi...

Bir Yılmaz Erdoğan şiirinde gibiydik ilk başta, ama sonra anladık ki bize aitti her şey..

Sen "İhtimaller Dahilimdeki Aşkım" idin; uğruna uzak diyarlar fethettiğim. Ve o ihtimallerin sonsuzluğundan en güzel olanını seçtim, seni sevdim ben. "İhtimaller Dahilindeki Aşkım" iken "Aşkım" olmuştun çünkü sen...
.

Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü yürekler...

Bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran ayaklarınız için rahatlığı ve şıklığı bir arada barındıran ayakkabıyı seçersiniz.

İçinizin acılarını,sıkıntılarını,kırgınlıklarını ve hayallerini yüklenen yüreğiniz için de huzur verici ve "güzel" bir aşk ararsınız.

Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir...

Bazıları çamur yağmur, toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava" koşullarına dayanıklıdır.

Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak "yamulur" ilk yağmurlu havada "altı açılır" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup" gider.

Aşkları da ayakkabılar kadar "itinayla" seçmezseniz,tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde "nasır" oluşabilir.

Dar gelen bir ayakkabıyı sadece tarzını beğendiğiniz için "zamanla açılır" diyen satıcıya inanarak alırsanız, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" başlar.

Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp "zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz.

Aşık olabileceğiniz insan türü, tıpkı ayakkabılar kadar değişik stillerde, farklı kalitelerde ve sayısız "renktedir"...

Aşkı bir çeşit serüven olarak "spor" gibi yaşayanlar, aynen "spor ayakkabı" gibi dikkat çekici ve rahat kişileri bulurlar.

Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler "klasik ayakkabı" gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.

Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır.

"Bez" ayakkabılar gibi kısa ömürlü "tatil aşkları" ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.

"Marka" ayakkabı alır gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan" aşıklar görürsünüz.

Katı plastikten "yağmur çizmesi" edinir gibi mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.

Ayrıca ne tuhaf ki, psikolojik testlerde "zaafı" olup evine sayısız çeşitte ayakkabılar yığan insanların aynı
zamanda "değişik" türde aşklara da zaafı olduğu söylenir.

Evet, aşk "ayakkabıdır".

Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp "hor" kullandığınız zaman kolayca eskittiğiniz gibi, aşkınıza da dikkatli davranmayıp özen göstermediğiniz zaman kısa sürede "eskitirsiniz".

Ve nasıl ki "delik" bir ayakkabıyı tamir ettirdiğinizde yalnızca "bir miktar" ömrünü uzatmış olursanız; "delik" bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da "asla eskisi gibi olmayacaktır"!

 

.

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

 
ATAOL BEHRAMOĞLU

.

iyi ihtimalleri masallara
büyük aşkları romanlara bırakıp
özlemeyi seçtik biz seninle
kabullendik kalplerimizin hüzün tiryakiliğini…
en küçük kalp çarpıntısında koşup saklanacak
yalnızlıklarımız vardı bizim
güvenli ve kullanışlıydı
öyle tedirgin sokuluyorduk ki aşka
en ufak bir kanat sesinde, telaş
en tatlı bahar esintisinde, koşarak
kalplerimizi kafeslere tıkıp
sarıp sarmaladık
ve bırakmadık

onu başka biri için gökyüzüne
biz seninle
ömürlük bir aşkı
biz ikimiz
son nefeste sayıklanan bir adı
biz; ikiden bir olmayı

göze alamadık ne el ele ne de ayrı ayrı


Фотограф Adam Dobrovits (32 фото - 6,03.Mb)


iyi ihtimalleri rüyalara
büyük aşkları hep başkalarına bıraktık biz seninle
ve kabullendik
çünkü zordu bir ömrü adamak tek bir sevdaya
ve birde birde
küçüktü bizim ellerimiz
ve halsizceydi kanatları kalplerimizin
ya diğer ucundan tutan bırakır
ya altında kalıverirsek bir başımıza korkusuyla
uzanamadık birbirimize
ve kaçtık
bakarak aşkın kocamanlığına
bu yüzden “sonuna kadar” diyemedik
ve bu yüzden salamadık kalplerimizi o uçuruma
çünkü derindi sevmek
ve nefeslerimiz hayli telaşlı
başımız dönüyorken bile delice
razı olamadık
derinliğin
vurgununa

Фотограф Adam Dobrovits (32 фото - 6,03.Mb)

iyi ihtimalleri şarkılara
büyük aşkları satırlara sığdırdık biz seninle
ve tuttuk
soğuk bir hayata zincirledik kendimizi
yazdıklarımız ayrı
yaşadıklarımız ayrı
yalnızlıklarımız aynı
yerçekimine esir etmeyi seçtik ruhlarımızı
sonrada hayallerimiz kirletilmesin diye
hayaller kurmayı
ve aklımız çelinmesin gayesiyle
kalplerimizin sesini duymayı
bıraktık
ve dileklerimizi gömdük toprağın yıldızsızlığına
ve içimize düşer tedirginliğiyle
ay ışığına
hiç
ama hiç
bakmadık
korkularımız kaldı
bir tek korkularımız kaldı vazgeçemediğimiz
bir de hiçliğin her tonunda mutsuzluklar
ve birde içtenliksiz kelimeleri ezberlerimizin
birde solgun bakışlarıyla her şeyi bilen gözlerimiz
ve yutkunurkenki o cam kırığı ağrı
ve kırılgan seslerimiz
birde birde
biz ayrı ayrı ikimiz

 

.

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda
anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek
değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok
sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla
gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''
diyebilmekmiş
sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl
zırıl
ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak
istemekmiş
pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...


Can yüceL

.



bEniM ... SaNa ihTiyAcıM vArDı ! SeNinsE haLa SusmAya ! ...

Dün gece ,,,
Hiç olmadığım kadar ihtiyacım vardı sana !!!
Ağlıyordum hıçkırarak ...
yanımda oLduğunu biLmek iyi gelecekti bana , emindim .
Her canım yandığında , birine ihtiyaç duyduğumda yalnız olmayı seçen ben , bu defa istemedim ...
Telefonu elime aldım .

CeSaRetim yoktu araMaya

kısa bir mesajdı ...
! ... Sana İhtiyacım Var ... !
Sonra ... ağlarken uyumuşumm !
Ve sen ,,, cevap yazmaya bile tenezzül etmemişsin .
Benim canım yanıyordu , ve sen hala kendi düşüncelerinde boğuluyordun !
Oysa ,,, böyle anlarda ne önemi vardıı kırgınlığın ?
Benim , SaNa ihtiyacım vardı !
SeninSe hala susmaya ! ...
Şimdi bende susuyorum ...
Yine tüm cümlelerimi içime sakladım ,
Yine bir sürü cevapsız soru kaldı bana ... !
GiDiyoRsun belki ...
SadeCe şunu söylemek istiyorum son olarak ;
Benim , dün geceee ... SaNa ihtiyacım vardı !
Seninse hala susmaya ! ...

.



Photobucket

 
Peri kızı ve mutsuz adam

Bir zamanlar çok mutsuz bir adam varmış
Dünyadaki bütün güzellikleri tatmış ama bir türlü mutlu olamamış
Bir zaman sonra hayat onun için iyice çekilmez hale gelmiş Her şeyi kendine dert eder yalan gülücükler atarmış etrafına
Yine mutsuz olduğu bir gün Bir peri kızı belirmiş karşısında Mutsuz adam peri kızının yanında hep mutluymuş artık

Dertlerini sevinçlerini onunla paylaşıyor mutluluğuna mutluluk katıyormuş
Mutsuz adam artık çok mutlu olduğu için hayata bakış açısı değişmiş
Bir gün işten eve gelirken yolda çok güzel bir kızla tanışmış ona aşık olmuş.
Artık bütün zamanını onunla geçiriyormuş.
Peri kızını da odasındaki dolaba kilitlemiş
Mutsuz olduğu zamanlarda peri kızını çıkartır onunla konuşur ve mutlu olurmuş
Günler günleri haftalar haftaları kovalamış.
artık aşık olduğu için peri kızını iyice unutmuş mutsuz adam

Aşk onun gözlerini kamaştırmış hiçbir şeyi görmez olmuş Sevdiği kızla hiçbir şey paylaşmadıkları halde onu görmek için çileler çekiyormuş
En sonunda aşık olduğu kızdan ayrılmış yine mutsuz günlerine dönmüş
Hemen aklına peri kızı gelmiş ve yine onun yanına gitmek için evinin yolunu tutmuş
Eve ulaştığında dolabın kapısını açmış ama peri kızının ölüsüyle karşılaşmış Peri kızı ölmeden önce ona son bir not yazmış

“Seninle ilk karşılaştığımız günü hatırlıyor musun çok mutsuzdun Başımı omzuna koyar seni dinlerdim sabahlara kadar mutlu olman için her şeyi yapardım
Sevinçlerin benim sevinçlerim,mutsuzlukların ise benim mutsuzluklarım olurdu

Seninle konuştukça senin yanında oldukça bende mutluydum
Bu mutluluğumuz günler geçtikçe azaldı, sen artık bana ihtiyaç duyduğunda yanıma geliyor

Ben ise her zaman seni bekliyordum Artık gelişlerin azalmış benim mutlulukla beslenen ruhum yavaşça acı çekmeye başlamıştı
Ama bunu sana hiç yansıtmadım. Artık o karanlık dolap benim dünyam olmuştu.
sen yanımda olunca aydınlanıyor, sen gidince yine karanlığa bürünüyordu.
Artık mutsuzluğa dayanacak gücüm kalmadı,
son demlerimi yaşıyorum bunları yazarken belki yazım bitmeden sen gelir ve beni yeniden yaşama bağlarsın ve ben yine seni mutlu ederim...

.

İÇİMİZDEKİ SENİ UYANDIRMALI ÖYLECE
BİR TOHUM SAKİNLİĞİNDE BEKLEYEN
SERPİLİP BÜYÜMEYİ ÖZLEYEN...
VE HER GÜNÜ
ÇÖLDE SU İÇER GİBİ YAŞAMALI

SUYUN OLMALIYIM
...çöl ortasında kalmış,kavrulmuş bir bedenin en çok özlediği...
HAYAT OLMALIYIM
...o beden için önce kuruyan dudaklarını nemlerdiği,sonra boğazını ıslattığı ve kana kana içtiği...
YAĞMURUN OLMALIYIM
...toprağın hasretle beklediği,özlemden bağrında yarıklar açıldığı.Ama ihanet etmeden yağmura ve bıkmadan,usanmadan beklediği yağmur.Mevsimleri şaşıran,bir iki damlasıyla bile yarine koşan...
GÜNEŞİN OLMALIYIM
...Her mevsim asice,yaz-kış demeden doğan...Yalnız ellerini,bedenini değil,ruhunu ısıtmalıyım.Ruhuna doğmalıyım,ömrüne...Ve ruhun her yeni gün doğduğum-battığım tek yer olmalı...
RÜYAN OLMALIYIM
...Sabahları hayra yorduğun.Saatlerce düşünüp çözdüğün,çözdükçe anlamlar yüklediğin rüyan...
DUAN OLMALIYIM
...Günahın kirinden,tövbenin güzelliğine,duanın ferahlığına varmalıyım seninle.Duan,umudun,ışığın olmalıyım...Yüreğinin feri,cesaretin,gücün olmalıyım.Tükendikçe gücün ben yeniden yollara düşürmeliyim seni,yeni yollara,yeni umutlara...
SABAHIN OLMALIYIM
...Bitmeyen gecelerin sabahı.Kıvrandığın gecelerde alnındaki teri silen...Ve gecenin bir yarısı üşüyen yanımla sana sığındığımda şevkatle ısıttığın,sabahlara kavuşana dek sevgiyle öptüğün ben olmalıyım...
BAYRAMI BEKLEYEN ÇOCUK YANIN OLMALIYIM
...çocukça hüzünlerin,içinde yaşattığın o çocuğun oyun arkadaşı ben olmalıyım...
BUGÜNÜN OLMALIYIM...VE GEÇMİŞİN...VE GELECEĞİN...
VE KIR SAÇLARIN OLMALIYIM
....
Dilindeki şarkının eşi,yüzündeki tebessümün ta kendisi ve hüzünlerinin tek tesellisi olmalıyım...
Tüm hasretlerinin vuslatı,tüm sorularının cevabı,tüm beklentilerinin karşılığı...
BEN OLMALIYIM...

GÖZLERİNİ GÖZLERİMDEN HİÇ ALMA OLUR MU?
DAKİKALARCA BAK,BIKMADAN,USANMADAN BAK
ÇEK AL BENDEKİ BENİ,AL VE EKLE
KENDİNE,GÖZLERİNE,SÖZLERİNE VE BEDENİNE...
YETERKİ YALAN KARIŞTIRMA AŞKA
VE SAKLAMA KENDİNİ,GEÇMİŞİNİ,BU GÜNÜNÜ
GELECEĞE DAİR SENİ...
YETERKİ ALDATMA,KANDIRMA,
YETERKİ BU KADAR YÜREKLİ OL,
VE HEP SEV,DELİCE SEV,ÖLÜMÜNE SEV
VE HEP ÖZLE VE BEKLE

.




Yüreklerimiz mahzunken acıları evlat edinmişken hayata tedirgin gözlerle bakarken bulmuştuk birbirimizi. Yaralarımızı sardık umutlandık. Bir daha hiç bulamacağız dediğimiz aşkı yakaladık. Çocuklar gibi sevindik ve deliler gibi sevdik. Yollar sana gelirken hep kısa senden ayrılırken hep uzundu. Seninleyken yaşardım sadece seni yaşardım. Böyle yakındık ya birbirimize bu aşk hiç bitmez sanırdım.

Bir sevdayı büyütmek hiç kolay değildir yar daha baştan “Benim sevdam büyük olmalı...” demiştim de “Korkutamazsın beni...” diye cevap vermiştin. Ben sevdamı adım adım büyütürken sen kaçış planları yapıyormuşsun. Ayın karanlık yüzüne doğru kalkmışsında ben fark edememişim. Gerçekten korktun bu büyük sevdanın altında ezilmekten korktun. Beni benim seni sevdiğim gibi sevmekten korktun. Suçlamıyorum seni kimi sevsem kime açsam yüreğimi aynı şeyi yaşıyorum şaşırmıyorum.

Sözlerin çınlıyor kulağımda “Seni sevmediğim gün ölüyüm ben...” deyişin geliyor aklıma. Yağmurlu bir gündü ve tepeden tırnağa sırılsıklamdık ikimizde. Boğaz’ın kıyısında sarılıp bana sağa sola sallanırken söylemiştin bu sözü. Sonra da eklemiştin; “ Ben yağmurda dans etmek için seni beklemişim meğerse...”

Şimdi bulunduğun yerde yağmur var mı yar? Yine yağmurda dans etmek geliyor mu içinden? Gittiğinde beri bir defa bile yağmurda yürümedim yar. Zaten sevmezdim yağmuru ya şimdi sen yoksun hiç içimden gelmiyor. Sonunda bu şehri terke edeceğim. Yağmurun hiç yağmadığı neresi varsa oraya gideceğim. Gelme benimle olur mu kal gittiğin yerde. Bir kez kaybettim seni gelirsen yine gideceksin ve ben bu kez dayanamam gitmene. Bu kadar güçlü olamam. Şimdi dayanmaya çalıştığım o yürek sancılarına bir daha katlamam. Ölürüm anlıyor musun? Gelme o yüzden yarım yamalak da olsa yaşamamı istiyorsan gelme... Orada kal yar yağmurlarda seninle kalsın. Yağmursuz iklimlerdir şimdi menzilim sensizliğe doğru yola çıkmalıyım... Dönüş yok bizim için aşk bitti. Orada kal gittiğin yerde. Seni benden ayıran her neyse onunla kal. Kal ki; değsin gittigine.

"Sebepsiz yere giden birine.."

.

« Önceki :: Sonraki »